Toplumsal Barış için Ahlaka İhtiyacımız Var mı? 19 Kasım 2024, 15:55
Ergün Yıldırım, Prof. Dr. İZÜ, Sosyoloji Bölümü Cevaplıyor;
Her barış belli uzlaşmalara, kendinden fedakârlıklara, öteki gördüğü kişi ve ilişkilere karşı açık olmaya davet eder. Bunun temelinde de salt çıkar ve güç ilişkilerini aşan bir boyut bulunmaktadır. Barışı yadsıyan güç zaten barış da yapmaz. Başka bir ifade ile tahakkümü ilişkilerin belirleyicisi gören bilinç, barışa da ihtiyaç duymaz. Sözün den de durmaz. Egemenlik kendi başına mutlaklaşır. Kılıçla, yalanla, hileyle bunu sağlama yoluna gider.
Toplumsal barış, insanların beraber yaşamak üzere anlaşmayla gerçekleşir. Anlaşmaya dayalı ilişkilerle toplumsal barış sağlanabilir. Burada norm ya da hukuk ve onun da temeli olan ahlak önem taşır. Çünkü ahlak aracılığı ile “toplumsal iyi” etrafında uzlaşmaya varılır.
Toplumsal iyi, toplumdaki bütün farklı sınıf, etnisite, cinsiyet ve inanç kesimleri için kabul edilen ortak ahlak ilkesidir. İyinin kolektif ve evrensel boyutunu yansıtır. Bundan dolayı “dışlayıcı” ve “ayrıcalıklı” tutumları aşar. Herkesi kapsayan bir iyiliği ifade eder. Örneğin yardım etmek, dayanışma içinde olmak, fakire el uzatmak, zayıf ve güçsüz olanları görmek, yaşlılara sahip çıkmak, adaleti yine adaletli bir şekilde paylaşmak, ölçülü olmak ve erdemli davranmak… Bütün bu ilkeler ahlakı vurgular. Toplumsal barışı ahlak temelinde var oluşu anlatır.
Her barış, yapılan anlaşmaya uyumlu davranmakla gerçekleşebilir. Toplumsal barış da, bütün toplumsal kesimler arasında kabul edilen akite uyumlu davranması ile mümkündür. Burada da ahlakın toplumsal ruhu büyük bir önem taşımaktadır. Toplumda sözünde durma, sadakat duygu ve inancının yaygınlaşması, dürüst ve erdemli pratikler belirleyici olur. Kişiler, gruplar, hareketler bu niteliklere sahip oldukları zaman yapılan sözleşmelerin etkisi geçerli olur. Sözleşmeler ile kurulan ilişkinin temelinde ahlaki güven, erdem, adalet yok ise onun varlığını sürdürmesi mümkün değildir.
BM, toplumlar arası ilişkilerde barışı temsil eden önemli bir kurumdur. Birleşmiş Milletler diyoruz. Ancak pratikte milletler değil, gücü temsil eden devletlerin temsili bulunmaktadır. Beş devlet ile ayrıcalıklı bir sözleşme konseptine gidilmektedir. Reel politik perspektif öne çıktığı için ahlaki ilkeler rahatlıkla dere dışı kalmakta ve bu da dünya çapında girişilen barış ilişkilerini sürdürülemez duruma getirmektedir.
Toplum, öznelerden yalıtık ve insan dışında var olan bir yapı değildir. Bundan dolayı toplumda gerçekleşecek bir barış öznelerin sahip oldukları ahlaki düzeyleri tarafından belirlenir. Toplum içindeki özneler arası etkileşimle oluşan “ortalama ahlak”, “iyi” ise burada barışın gerçekleşme imkanı ve düzeyi de yüksek olabilir.
DIĞER BLOGLAR
-
"Ahbap" Örneği Üzerinden, Düşünmeyi Öğrenmeden Kamuoyu Oluşturan Şöhretlerin Ağır Trajedisi
30 Temmuz 2026, 12:57 -
Gücün Yeni Merkezi Sosyoloji Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek Teknoloji Üreten, Sosyoloji de Üretir
24 Haziran 2026, 12:05 -
Yapay Zeka Fetişizmi
04 Haziran 2026, 11:05 -
Akademisyenin Mesuliyeti: Hakikatin ve İnsanın Hizmetinde Bir Ömür
02 Haziran 2026, 15:20 -
Okul Saldırganları Analizi
24 Nisan 2026, 14:28 -
Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
24 Şubat 2026, 23:12 -
Google Sosyolojisi: Türkiye Halkı İnterneti Nasıl ve Neden Kullanıyor?
09 Ocak 2026, 11:56 -
Akıllı Binalarda Akılsız Hayatlar
24 Kasım 2025, 10:37 -
Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
24 Kasım 2025, 10:09 -
Ekran Arkasında Empati: Dijital İş Dünyasında Bağ Kurmanın Yeni Yolları
19 Kasım 2025, 14:35

