• Anasayfa
  • Duyurular
  • Bağış Yap
  • Aidat Borcu Sorgula
  • Sosyoder Kitaplığı
  • Üyelik Formu
  • İletişim Formu
Sosyologlar Derneği (SOSYODER)
  • KURUMSAL
    Hakkımızda
    Yönetim Kurulu
    Danışma Kurulu
    Güncel Duyurular
    Etkinlikler
    Sosyoder Kitaplığı
    Bağış Yap
    Aidat Borcu Sorgulama
  • FAALİYETLER
    • Kongre ve Toplantılar
    • Eğitimler
    • Seminerler

    Kongre ve Toplantılar Tümünü Gör

    Eğitimler Tümünü Gör

    Seminerler Tümünü Gör

    İran'ın Teo-Politiği

    11 Nisan 2025, 21:00

  • BİRİMLER
    Kültür ve Sanat
    Sosyal İlişkiler
    Proje
    Tümünü Gör
  • PROJELER
    Yeni Projelerimiz
    Devam Eden Projelerimiz
    Tamamlanan Projelerimiz
    Tümünü Gör
  • HABERLER
    • GENEL HABERLER

    GENEL HABERLER Tümünü Gör

    SOSYODER Yönetim Kurulu, Yeni Dönem Hazırlıkları İçin Toplandı

    02 Ekim 2025, 12:47

    SOSYODER'den Okul Sosyoloğuna İlişkin Önemli Açıklama!

    04 Mayıs 2026, 13:24

    2026 Sosyoloji Zirvesi: Türkiye’de Sosyolojinin Rolü ve İmkanları

    05 Ağustos 2026, 00:23

    Sosyologlar Derneği Genel Toplantısı

    09 Şubat 2025, 22:19

  • BLOG
Sosyologlar Derneği (SOSYODER)

Sosyologlar Derneği (SOSYODER)

  • KURUMSAL
    • Hakkımızda
    • Yönetim Kurulu
    • Danışma Kurulu
    • Güncel Duyurular
    • Etkinlikler
    • Sosyoder Kitaplığı
    • Bağış Yap
    • Aidat Borcu Sorgulama
  • FAALİYETLER
  • BİRİMLER
    • Kültür ve Sanat
    • Sosyal İlişkiler
    • Proje
  • PROJELER
    • Yeni Projelerimiz
    • Devam Eden Projelerimiz
    • Tamamlanan Projelerimiz
  • HABERLER
  • BLOG
Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
  1. Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
Geri

KOLAY MENU

  • Haberler
  • Güncel Duyurular
  • Etkinlikler
  • Fotoğraf Galerisi
  • Video Galeri

SOSYAL MEDYA

BAŞKAN KÖŞESİ
baskan
  • Başkan Özgeçmiş
  • Başkana Sor

Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi 24 Şubat 2026, 23:12

Kırgızistan’da bir dostum anlatmıştı: Bir gün yolda yürürken, eski tanıdığı yaşlı bir Rus önünü keser. Gözlerinde hem çekingenlik hem tanıdık bir umut vardır. “Sizin Müslümanların bir bayramı vardı,” der. “O bayramda siz herkese et dağıtıyordunuz. Bu sene o bayram ne zaman? Ne zaman bize yine et vereceksiniz?”

Bugünlerde ise ben başka bir cümle duydum. Azerbaycan’da hasta bir tanıdığım aradı. Doktora gitmiş, ameliyat olması gerektiği söylenmiş. Parası yok. Sesi hem mahcup hem çaresizdi: “Sizin Ramazan ayında zekât ve sadakanız var. Ramazan ne zaman? Zekâtlar ne zaman dağıtılacak? O zekâttan bana da bir pay gönderir misiniz? Ameliyat olmama vesile olur musunuz?”

İki ayrı coğrafya. İki ayrı yüz. İki ayrı ihtiyaç. Ama aynı bekleyiş. Aynı metafizik titreşim.

Biri et bekliyor. Diğeri hayat.

İlk bakışta bu iki olay, yalnızca yoksulluğun sıradan tabloları gibi görünebilir. Oysa daha derine inince insan başka bir şey fark ediyor: Fakirlik yalnızca cebin boşluğu değildir; zamanın da ağırlaşmasıdır. Bayramın takvimdeki yeri, Ramazan’ın hilali, bir takvim bilgisi olmaktan çıkar; umut takvimi hâline gelir.

Yaşlı Rus’un sorusu etten ibaret değildi. O soru, “Bizi hatırlayacak mısınız?” demekti. Bayramın gelişi, yalnızca bir ibadetin ifası değil; unutulmadığını hissetmenin tesellisiydi. Et dağıtmak, açlığı bir günlüğüne gidermekten öte, görünmeyenleri görünür kılmaktı.

Azerbaycan’daki hasta dostun sesi ise daha derindi. Onun beklediği yalnız para değildi; hayatta kalma imkânıydı. Ramazan onun için bir ayın adı değil, bir kurtuluş ihtimaliydi. “Ramazan ne zaman?” sorusu, aslında “Ben daha ne kadar dayanacağım?” sorusuydu.

İnsan burada zekâtın ve sadakanın gerçek anlamını yeniden düşünmek zorunda kalıyor. Zekât, malın fazlasını vermek değildir yalnızca; kalbin yükünü hafifletmektir. Sadaka, cebin kenarından düşen bir artık değil; vicdanın merkezinden kopan bir parçadır.

Fakirlik, insanın onuruyla sınandığı bir yerdir. Yardım istemek kolay değildir. Birinin kapısını çalmak, insanın içindeki gururu aşması demektir. İşte bu yüzden hayır ve hasenat yalnız maddî bir transfer değil; iki kalp arasında kurulan görünmez bir köprüdür.

Kırgızistan’daki o yaşlı adam, belki din olarak Müslüman değildi; ama Müslümanların merhametini hatırlıyordu. Azerbaycan’daki hasta dost, Ramazan’ı takvimden değil, kalpten sayıyordu. Demek ki ibadet yalnız bireysel bir yükseliş değil; toplumsal bir nefes alma alanıdır.

Zekâtın metafiziği burada başlar: Veren el aslında alan el kadar muhtaçtır. Veren, malın esaretinden kurtulur; alan, umutsuzluğun karanlığından çıkar. O an iki taraf da bir tür arınma yaşar.

Yoksulluk, insanın en çıplak hâlidir. Orada süs yoktur, retorik yoktur. Açlık konuşur. Hastalık konuşur. Bekleyiş konuşur. Ve bu bekleyiş, takvime bağlanmış bir sabırdır. Bayramın gelişini beklemek, Ramazan’ın hilalini gözlemek… Bunlar yalnızca dinî zaman işaretleri değil; yoksullar için bir umut saatidir.

Belki de en ağır olan şudur: Birinin ibadet takvimi, bir başkasının hayat çizelgesine dönüşür. Senin için sıradan bir gün olan şey, bir başkası için ameliyat umudu olabilir. Senin için gelenek olan şey, bir başkası için bir öğün yemektir.

İşte bu yüzden hayır, geciktirildiğinde yalnız sevap eksilmez; bir kalbin sabrı da eksilir.

Fakat işin bir de sevinç tarafı var. Bir yardım ulaştığında, bir ameliyat gerçekleştiğinde, bir bayram sofrasında et kaynadığında… O an yalnız mide doymuyor; insanlık da doğruluyor. Merhamet, görünmez bir ağ gibi şehirleri, dilleri, milletleri birbirine bağlıyor.

Kırgızistan’daki yaşlı Rus ile Azerbaycan’daki hasta dost arasında görünmez bir hat var. O hat, merhametin hattıdır. O hat, zekâtın ve sadakanın zamanla yarışan çağrısıdır.

Belki de asıl soru şudur: Ramazan ne zaman gelecek değil; bizim kalbimiz ne zaman Ramazan olacak? Bayram ne zaman değil; biz ne zaman bir başkasının bayramına vesile olacağız?

Çünkü et dağıtılan gün bayramdır. Ameliyat parası bulunan gün bayramdır. Bir insanın umudu yeniden yeşerdiği gün bayramdır.

Ve merhamet gecikmediğinde, dünya biraz daha yaşanabilir bir yer olur.

Prof. Dr. Zekai Özdemir

DIĞER BLOGLAR

  • "Ahbap" Örneği Üzerinden, Düşünmeyi Öğrenmeden Kamuoyu Oluşturan Şöhretlerin Ağır Trajedisi

    30 Temmuz 2026, 12:57
  • Gücün Yeni Merkezi Sosyoloji Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek Teknoloji Üreten, Sosyoloji de Üretir

    24 Haziran 2026, 12:05
  • Yapay Zeka Fetişizmi

    04 Haziran 2026, 11:05
  • Akademisyenin Mesuliyeti: Hakikatin ve İnsanın Hizmetinde Bir Ömür

    02 Haziran 2026, 15:20
  • Okul Saldırganları Analizi

    24 Nisan 2026, 14:28
  • Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi

    24 Şubat 2026, 23:12
  • Google Sosyolojisi: Türkiye Halkı İnterneti Nasıl ve Neden Kullanıyor?

    09 Ocak 2026, 11:56
  • Akıllı Binalarda Akılsız Hayatlar

    24 Kasım 2025, 10:37
  • Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?

    24 Kasım 2025, 10:09
  • Ekran Arkasında Empati: Dijital İş Dünyasında Bağ Kurmanın Yeni Yolları

    19 Kasım 2025, 14:35
Daha Fazla Göster

FOTO GALERİ

Fotoğraf Galerisi

İncele

VİDEO GALERİ

Video Galerisi

İncele

ETKİNLİKLER

Etkinlikler

İncele

GÜNCEL DUYURULAR

Güncel Duyurular

İncele

BLOG

Blog Yazılarımızı İnceleyin.

İncele

TAMAMLANAN PROJELER

Tamamlanan Projeleri İnceleyin

İncele

DEVAM EDEN PROJELER

Devam Eden Projeleri İnceleyin

İncele

GENEL HABERLER

Genel Haberleri İnceleyin

İncele

BAĞIŞ YAP

Bize Bağış Yaparak Destek Olabilirsiniz

İncele

AİDAT SORGULAMA

Aidat ödemelerinizi Online kredi kartı ile yapabilirsiniz.

İncele
KURUMSAL
  • Hakkımızda
  • Yönetim Kurulu
  • Danışma Kurulu
  • Güncel Duyurular
  • Etkinlikler
  • Fotoğraf Galeri
  • Video Galeri
KOLAY MENÜ
  • Bağış Yap
  • Aidat Borcu Sorgula
  • Sosyoder Kitaplığı
  • Üyelik Formu
  • Blog
Logo
Sosyologlar Derneği (SOSYODER)
Copyright © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Kopyalanması ve izinsiz paylaşılması yasaktır.
Yazdıktan sonra aramak için Enter'a, çıkmak için Esc'ye basın
arrow drop search cross