Savaş; Sosyal Sermaye midir? 19 Kasım 2024, 15:56
Bir Sosyal Sermaye Olarak Savaş
İnsanlık tarihinin ilk günlerinden beri insanların bazen adalet arayışı için, çoğu zaman da kendi bencil ve egoist çıkarlarını gerçekleştirmek için savaş yoluna başvurduklarını biliyoruz. Batı siyaset felsefesinde önemli yeri olan Doğa durumu kavramı, sürgit devem edecek olan savaş durumunun aşılması için insanlar Devleti inşa etmiş ve Hobbes’un ifadesiyle, “herkesin herkesle sürekli bir savaş ve çatışma içinde olduğu durum” bir nebze olsun aşılabilmiştir. Hobbes’un kullanmış olduğu tabir Homo Homini Lipus’tur. İnsan insanın kurdudur. Esasında baktığımızda bu durumun gerçekten de böyle olduğuna kuşku yoktur. İnsan doğasının o sınır tanımaz yapısı, kendi bencil çıkarlarını merkeze alan içgüdüsel, fıtri doğası eğer bir üst ilke tarafından sınırlandırılmazsa insanın içinde bulunduğu koca dünyayı nasıl yok edip kıyamete doğru bizi yolladığına ilişkin her geçen gün yeni kanıtlar ediniyoruz.
Savaş insanlık tarihinin doğal durumdur. Barış ise bu doğal durumdan çıkıldıkça bir kervan yolcusunun bir vahada dinlenmek için verdiği mola misali çok sınırlı zamanlara tekabül eder. Savaş insanların ilkel, avcı- toplayıcı ve medeniyetler şeklinde örgütlendikleri dönemlerinden beri haklı haksız kendilerini gerçekleştirmek için buldukları yeğene yoldur. Savaş ile toplumlar kendilerine tabi insan kitlesini diledikleri şekilde dizayn ederler. Savaş, devletlerin ideolojik aygıtlarının başında gelir. Nasıl Devlet eğitim yolu ile makbul vatandaşlar yetiştirirse, savaş yoluyla da kendisine itaat eden insanlardan bir ulus inşa eder. Bütün milletler savaşlar yoluyla kendi ulusal aidiyetlerini kazanmışlar, bu savaşlar vesilesi ile millet olabilmişlerdir.
Savaş dönemlerinde toplumlar maddi açıdan büyük bir çöküntü içine girdikleri gibi aynı zamanda toplumların değer ve normlarını oturtma imkanları da ortaya çıkar. Barış dönemlerinde insanların lüks ve şatafat içinde oldukları bir durumda insanlarda öldüren rahatlık dediğimiz konformizm egemendir. Türlü hedonist tavırlar içinde insanların gösterişçi tüketim yollarını birbiri ardına aştıkları görülür. Savaş durumu ise zorluk ve matanet içinde olunması gereken bir döneme insanları hazırlar. Böylelikle her toplum kendi aşırılıklarını telafi etmek, tekrar ulusal birlik ve aidiyetlerini inşa etmek için savaşlardan maksimum düzeyde yararlanır. Ancak savaş dönemlerinde yokluk ve sefalet içinde olan toplumlarda yaşanan bu darlık buhranları insanların ahlak ve erdem dünyalarında ciddi erimelere de neden olabilir. Maddi rızkını elde etmek için bir çok gayrı meşru yola tevessül edilebilir. Bu da, savaş durumunda olan milletlerde ahlaki bir çözülmeyi beraberinde getirir.
Her milletin koleftif hafızasında unutamadıkları savaşlar vardır. O savaşlar yolu ile ya büyük yıkım yaşamışlar ya da milli birlik ve dayanışma duygularını bir araya getiren bir mana etrafında bütünleşmişlerdir. Sözgelimi Sırplar 1389 yılında Osmanlı Devleti ile yaptıkları Kosova savaşını hiç unutmazlar. Adeta bu savaş onlara bir ulus olma bilincini aşılamıştır. Bu nedenle Sırplar belki de yenilgiyi kutlayan çok az sayda milletlerden birisidir. Savaş meydanında yaşadıkları bu yenilgi ile Osmanlı egemenliği altına girmişlerdir girmesine ama nihayetinde bir ulus da olmuşlardır. Bizim de tarihte unutamadığımız çok savaş varsa da bana kalırsa en önemlisi I. Dünya savaşında Çanakkale cephesinde yaşamış olduğumuz savaş ve zafer vardır. Mehmet Akif’in anıtsal şiirinde belgelendiği gibi bu savaş Türk tarihinde bizim tekrar bir millet olmamızı sağlamıştır. Eğer Çanakkale geçilmiş olsaydı belki de bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kurulamayacaktı.
Bu bakımdan savaşların olmaması için ne kadar çaba sarf edersek edelim dünya her zaman savaşlar yolu ile dizayn edilecek. Nitekim yaratıcımızın insanın kan dökücü ve yer yüzünde fesat çıkarıcı boyutuna yaptığı göndermelere bakarsak savaş her zaman kaçınılmaz olacaktır. Barış istiyoruz ama savaşarak .
DIĞER BLOGLAR
-
"Ahbap" Örneği Üzerinden, Düşünmeyi Öğrenmeden Kamuoyu Oluşturan Şöhretlerin Ağır Trajedisi
30 Temmuz 2026, 12:57 -
Gücün Yeni Merkezi Sosyoloji Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek Teknoloji Üreten, Sosyoloji de Üretir
24 Haziran 2026, 12:05 -
Yapay Zeka Fetişizmi
04 Haziran 2026, 11:05 -
Akademisyenin Mesuliyeti: Hakikatin ve İnsanın Hizmetinde Bir Ömür
02 Haziran 2026, 15:20 -
Okul Saldırganları Analizi
24 Nisan 2026, 14:28 -
Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
24 Şubat 2026, 23:12 -
Google Sosyolojisi: Türkiye Halkı İnterneti Nasıl ve Neden Kullanıyor?
09 Ocak 2026, 11:56 -
Akıllı Binalarda Akılsız Hayatlar
24 Kasım 2025, 10:37 -
Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
24 Kasım 2025, 10:09 -
Ekran Arkasında Empati: Dijital İş Dünyasında Bağ Kurmanın Yeni Yolları
19 Kasım 2025, 14:35

